25 Ocak 2016 Pazartesi

Parça Çikolatalı Kurabiye...

Geçtiğimiz cuma ilk karne heyecanını yaşadık ,sevindik,duygulandık hatta gururlandık :)Ama gel gör ki tatil bizim kuzu için sadece okula gitmemek demek,yine evinde değil,annesi işte:( Çalışınca oh mis gibi onbeş gün var önümüzde ana-oğul yatar yuvarlanır ,gezer tozarız diyemiyoruz malesef.O yüzden tatilin bu ilk günlerini evimizde keyif yaparak ondan başka hiç bir şeyle ilgilenmeyerek geçirdik.Zaten  havada soğuktu ve bu havada evde keyiften daha güzeli de yoktu sanırım.Film izledik,kitap okuduk,scrable oynadık ve tabi bir ayağımız mutfakta bol yemeli bir hafta sonu keyfi yaşadık.


Ne yapsak ne yapsak derken bol çikolatalı bu  kurabiyede karar kıldık.Yapımı kolay, yemesi olay olan bu kurabiyelerin pişme süresi de tam aceleci çocuklara göre.
10 dk sonra yaydığı kokuyla evi ev , yiyeni de müptelası yapıyor:)
Tarifi sevgili Damla'dan 

Oğlum sütle, ben kahveyle,çayla hatta ablam bu soğukta içi yanmış olacak ki limonatayla bile yedi.Herkes tadında hem fikir ,halinden memnun.Bugün yeğenim de deneyecek hatta.
Siz de yapmak isterseniz not alın haydi...

Malzemeler

120 gr tereyağ (erimiş ama sıcak olmayacak)
1/4 su bardağı esmer şeker
1/2 su bardağı beyaz şeker
1 tatlı kaşığı vanilya özütü veya vanilin
1  yumurta
1,5 su bardağı un (gerekirse 1 çorba kaşığı ilave edilebilir)
1/2 tatlı kaşığı karbonat
1/2 çay kaşığı tuz
3/4 su bardağı parça çikolata(ben hem bitter hem beyaz kullandım yani orijinaldeki gibi)

Yapılışı
Fırınınızı 180 derecede ısıtmaya başlayın.
İki adet fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştirin.
Tereyağını ocakta kısık ateşte eritin ve sıcak olmamasına dikkat edin.
Bir kapta un,tuz ve karbonatı harmanlayın.
Bir çırpma kabında tereyağ,esmer ve beyaz şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.Vanilyayı ekleyip yine çırpın.Sonra yumurtayı ekleyin ve sadece karışana kadar çırpıp hemen kapatın.
Unlu karışımı ekleyin ve eğer cıvık olursa bir kaşık daha un ekleyin.Hamur elle yuvarlanabilir kıvamda olmalı.
En son çikolata parçalarını ekleyin ve elinizle hamuru karıştırın.
Hamurdan küçük parçalar alarak elinizde yuvarlayın ve tepsinize aralarında boşluk kalacak şekilde yerleştirin.(Bu hamurdan ortalama  40 adet kurabiye çıkacaktır.)
Yuvarlakların üzerine elinizle bastırmayın ve fırında sadece 9-11 dk pişirin.Pişmediğini düşünerek daha fazla pişirmeyin.Tarife birebir uyulduğu takdirde sonuç mükemmel olacaktır emin olun.
Şimdiden afiyet olsun.

Ayrıca,tüm çocuklara ,öğretmenlere ve hatta velilere iyi tatiller,çalışanlara da sendromsuz  bir pazartesi ve çabucak geçecek mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgiyle kalın.


6 Ocak 2016 Çarşamba

Dağ Evi...

Genelde burada yayınladığım evler ile ilgili söyleyecek bir iki sözüm olur ama bu defa yazmak gelmiyor içimden.Yazarsam büyüsü bozulacak gibi geliyor sanki.O yüzden bu evin büyüsü hepimizi sarsın ,herkes kendi hayal dünyasına çekilip öyle dolaşsın istiyorum.Görseller  benden,hayallerde kaybolmak sizden.Kim bilir belki bir kış masalı bile yazarız sonra...
 
 

weranda.pl

31 Aralık 2015 Perşembe

Mutlu Yıllar...

Koca bir yılı ,koskoca 365 günü daha ardımızda bırakmaya saatler kaldı.Sabah kalkacağız belki değişen tek şey tarih olacak ve hatta onu bile ikinci gün kanıksayıp saymayı bırakacağız da işte yine de güzel şey  taptaze başlangıçlar yapmak,yeni yıla dair güzel umutlar beslemek,inanmak,yazmak,çizmek.Şimdi gelmesi için bekliyoruz,dışarısı da tam yılbaşı ruhuna uygun bembeyaz ,iyice havaya girdik yani.O zaman ne diyelim ...
Yeni yılımız kutlu mutlu olsun.
İçini herkes istediği gibi doldursun.
***
Sevgilerle

28 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni Bir Yıl,Yine Bir Liste...

Yeni yılın tüm ışıltısının,tüm enerjisinin yanı sıra bir de bu liste yazma kısmını seviyorum sanırım.Her yıl yazdıkça ve yazdıklarımın yanına olduğuna dair çizik attıkça bir sonraki yıl için daha heyecanlanıyor daha da çok inanarak yazıyorum .Tabi yazdım,kapattım haaydi bakalım demiyorum ,sonuçta hayat değiş tonton diyince değişmiyor.O değişimler için önce inanç,sonra emek ve sabır gerekiyor.Böyle bir liste hazırlayan herkes zaten bunu biliyordur, yazmak ;isteklerimizin ilk adımı sadece.

Bir de ben listemde her zaman küçük hedeflere de yer veriyorum.Çünkü onlar beni büyük hedeflere taşıyacak dahası hazırlayacak olanlardır bana göre.O yüzden küçük ,basit demeden yazıyorum da yazıyorum.Neler mi yazıyorum... mesela...

Bedenine iyi bak,sağlıklı beslen,
Ruhuna iyi bak,güzele yönel,
Bol bol oku,
Bol bol yürü,
Doğayla daha çok vakit geçir,
Toprakla uğraş, ufak da olsa bir şeyler yetiştir,
Daha az eşya al,daha az tüket,
Ve hatta üret,
Daha çok seyahat et,
Yeni yerler yeni insanlar tanı,
Biraz yavaşla,kendini unutma,
Sevdiğin şeylere daha çok zaman ayır,
Fotoğraf çek bol bol,
Ve hatta boyama yap
...diye uzayıp gidiyor...

 Aslında buraya kadar yazdıklarım çoğumuz için her yıl dilediğimiz şeyler ama hedef koymayınca o küçük istekler bile şaşabiliyor.Misal daha çok kitap oku demekle olmuyor.Zamanın hızına yetişemediğimiz ve malesef internetin de bize kalan o az zamanı çaldığı bir dönemde bir sınır koymazsak bazı şeylere değil çok okumak hiç okunacak vakit kalmıyor.O yüzden hedef belirlemek ve o hedefi başarmak için çalışmak önemli.Benim  geçen yıl hedefim 50 kitaptı mesela.Ama ben 45 te kaldım,o yüzden çok kızgınım kendime.Her ay okuduğum kitapları yazarım ajandama.Geçen baktım bazı aylar çoşmuşum bazı aylar hiç okumadan bitivermiş.O okuyamadığım zamanlarda ne yaptım peki ,aslında hiçbir şey.Yapmadım ,yapamadım...Öyle insanın içini acıtan, çaresiz bırakan dönemlerdi ki acıdan üzüntüden kitap okuyarak uzaklaşmak mümkün bile değildi,mümkün olsa da ben istemiyordum açıkçası bencillik gibi geliyordu.Beğenmediğin bir program çıkınca kanalı değiştirmek gibi bir şey değildi hayat,bazen acıtıyordu evet ama biz başkalarının acısını da yaşayarak en azından anlayarak,hissederek, paylaşarak insan oluyorduk,ya da insan kalıyorduk.

Neyse...Bir diğer önemli hedefim de az eşya ,az tüketim mevzusu.
Malum üretmekten çok tüketmeye odaklı hala geldik.Aldıklarımızı sorgulamadan alıyoruz ve hatta tatmin olmuyoruz daha çok alıyoruz.Çocuklara kızarız ya hani bir sürü oyuncağın var yine de oyuncak için ağlıyorsun diye bazen onlara benzetiyorum kendimizi.Çocuk dese anne senin de bir sürü tabağın çanağın onun bunun var niye alıyorsun diye cevap veremeyiz öylece kalırız sanki.O yüzden umarım bu konuda elle tutulur adımlar atarım ve alırken gerçekten ihtiyacım olanları almayı öğrenirim.Yani sadeleşmek bu yıl hedefim.

Doğayla daha çok vakit geçirmek kısmını ise hem ruhumu beslemek ve dinginleşmek hem de ve hatta en çok oğlum için istiyorum sanırm.Beton yığınları ve sınırlı yeşillik içinde,çoğu zaman da ev ile okul arasında sıkışıp kalan çocuk ruhunu özgür bırakmak için daha çok doğaya kaçmak planımız.Özellikle bir kamp çadırı almak ve kamp hayatına hızlı bir giriş yapmak planlarımız arasında.Tecrübe sıfır ama hevesimiz isteğimiz bol.Bakalım neler olacak...

Yavaşlamak istiyorum bir de her şeyin son hızda yapıldığı,yaşandığı bu dönemde.Ama çalışırken ,yaşarken o kadar çok alışmışız ki zamanla yarışmaya yavaşlamak geri kalmak sanıyoruz.Misal, çalışınca insana kalan zaman kısıtlı oluyor ve o zamanı da en çok ailene ayırıyorsun, ayırmak istiyorsun haliyle.Bazen kendine vakit ayırmak da gerekiyor ve sevdiğin şeyleri yaparak geçirmek istiyorsun vaktini.Ama bu bile yoğun koşturmanın sonucu olunca yoruyor insanı.Çok şartlarsam şöyle yapmalıyım böyle yapmalıyım diye hepten çorba oluyorum ,zevk almıyorum.Yani yapmış olmak için yapmak istemiyorum.İşte o zaman da kendim için bile olsa koşturmayı bırakıp biraz yavaşlamak istiyorum.Durmak,dinlenmek ve hatta dinlemek sadece rüzgarın sesini ağaçların hışırtısını,fonda çalan ezgiyi,anı yaşamak ,anı hissetmek istiyorum yani sadece.Bu yazarken bile içimde bir şeyleri titreten ama aynı zamanda huzur veren bir cümle.

Ve tabi bu yazdıklarım ,dahası yazamadıklarımın ve her şeyin başı sağlık.O olmadı mı küçük hedefler bile büyür insanın gözünde.O yüzden her zaman önce sağlık ,mutluluk ve huzur sonra başarı diliyorum ben ki ilk üçüne sahip insan zaten başarabilir ne isterse.Yeter ki istesin ve başarabileceğine inansın.

Listeye bir de sürpriz madde eklendi hafta sonu.Bu yazıyı yazıp yayınlayana kadar geçen sürede cep telefonum telef oldu.Ama hemen almayacağım bir kaç gün telefonsuz idare edebilirim çok şükür.Kim bilir belki biri yeni yılda telefon hediye eder de istek olmaktan çıkıverir bir anda.
Umut güzel şey değil mi.

Sevgiler...









16 Aralık 2015 Çarşamba

Dekoratif Tarçın Çubukları...

Tarçın çubuğu diyip geçmemek lazım.Kimisi için kokusu vazgeçilmezken -ki  ben duyunca yüz metre öteye kaçanlardandım.30 yaşından sonra az az kullanmayı öğrendim,çocukluktan kalma alerjik bir durumdu ve yıllarca hep uzak durdum öyle ki üniversitedeyken arkadaşlarımın annesi bile ben yiyemiyorum diye koymazdı keklere.Utansam da mutlu olurdum içten içe ve çok ince gelirdi bu davranışları bana.Şimdi ince fikirli insan bulmak zor,o yüzden daha bir hayran oluyorum o annelere,güzel kalplerine.Hayda ne anlatıyorum ben ...keklere,annelere  ne ara geldim bilmiyorum.Konuyu daha ilk cümleden nasıl bu kadar dağıttım ve şimdi nasıl toparlayıp da olayın dekoratif boyutuna geçeceğimi ise inanın hiç bilmiyorum.
Ama denemem lazım,bir şey anlatacağım sonuçta:)

Şimdi tarçın çubuklarını ister kış çayınıza ekleyin ister salep ya da sıcak çikolatanıza daldırın konumuz o değil.Ben aslında tadından çok görselliğine olan düşkünlüğümüze değinecektim ki bir anda olay benim keklere olan düşkünlüğüme dönüşüverdi.Hala toparlayamadım iyi mi.Ama çabalıyorum görüyorsunuz.

Neyse başka türlü olmayacak ,direkt giriyorum konuya öyleyse.
Hepimiz görüyoruz sürekli dergilerde, pinterestte tarçın çubuklarının girdiği halleri.Kah bir mumun etrafını sarıyor,kah yıldız olup asılıyor ,olmadı minik bir çuvalın ağzına ilişiveriyor.Hepsi harika ve şık oluyor üstelik.İşte ben de yılbaşı ağacı süsü yapıverdim bu çok işlevli çubuklarla ve yine çok hoş oldular tabi.Evdeki malzemelerle oturduğun yerden yapılacak oyun gibi bir şey aslında bu süs.
Çarçabuk bitiyor ki severim böyle pratik işleri.

 Tarçınla yeni kaynaşmış biri olarak evde neden bu kadar çok tarçın çubuğu var derseniz dedim ya ben daha çok dekoratif kısmını sevenlerdenim.Eskiden kokusuna tahammül edemezken dün akşam oturup elim kolum tarçın kokarak ve kendi halime gülerek dizdim onları.Bir de tahta boncuklarla süsledim eşimin tuhaf bakışları altında:)Sonra akşam çekimi pek tatmin etmese de bir kaç kare ve huzurlarınızda.



Bunu ister yılbaşı ağacına asın ister masa üstünde kullanın tercih size kalmış.Ama yapın bence,hem eğlenceli hem de güzel bir obje çıkıyor ortaya.Üstelik mis gibi de kokuyor daha ne olsun.

Evet başta dağıtmış, konuya bir türlü girememiş olabilirim ama sonra iyi toparladım sanki değil mi:)Anlattım bitti bile,şimdi işe dönme vakti .

Sevgiler benden size.

11 Aralık 2015 Cuma

Million Years Ago...

Adele'in hem sesini hem de şarkılarını ayrı bir severim.Çoğu şarkısını tekrar tekrar dinlemişimdir bıkmadan.Son albümünde ise bu şarkı daha bir dikkatimi çekti,önce adıyla sonra sözleriyle ,melodiyle.Bir başka dokundu bana nedense...

Biliyorum ben tek değilim
Yaptığım şeylerden pişman olan
Bazen sadece benmişim gibi hissediyorum
Asla düşündükleri gibi olamayan biri
Keşke biraz daha yaşasaydım
Gökyüzüne bak, sadece yere değil
Hayatım ışıldıyormuş gibi hissediyorum
Ve tek yapabildiğim izleyip ağlamak
Havayı özledim, arkadaşlarımı özledim
Annemi özledim
Hayat fırlatılabilen bir parti olduğu zamanı özledim
Ama bu bir milyon yıl önceydi




Burada da bulunsun istedim.
Mutlu ve huzurlu bir hafta sonu dileğime de eşlik etsin .
Hafta sonunuz gönlünüzce geçsin.

.

3 Aralık 2015 Perşembe

Işıltıyı Severim...

Yılın en güzel en ışıltılı zamanları geldi çattı.Daha yeni yıla girmemize çok olsa da Aralık dedin mi  çoşkusu sarıyor hepimizi.Herkeste bir heyecan bir umut.Evet evet umut... tüm karamsarlığa rağmen umut.İşte sırf bu hisleri uyandırdığı için bile güzel bu zamanlar.Hele o ışıltılar yok mu onları ayrı bir seviyorum.Sanki sadece etrafı  değil kalbimizi de ışıl ışıl yapıyorlar gibi hissediyor,bakınca bir başka mutlu oluyorum.O yüzden evlerden yansıyan ışıl ışıl kareler seçtim hem fikir olsun hem de içimiz açılsın,yüreğimiz ışıldasın diye.